05 Mart 2009 Perşembe
Bizi artık buradan takip edebilirsiniz
Eğitişim Kariyer Enstitüsü olarak, sizlere hem daha iyi hizmet verebilmek hem de görsel olarak daha iyi bir yapıya sahip olmak için yeni bloglarımızı yayımladık. Yeni bloglarımıza www.egitisim-blog.com adresinden ulaşabilirsiniz.
26 Aralık 2008 Cuma
Redbull ve Pazarlama dehası

Karşınızda mükemmel bir resim. Hemen sanatsal olarak olaya yaklaşmayın lütfen. Marka, markanın ana sloganı, yaratıcılık ve ürünün pazarlaması başlıklarını bir bütün olarak düşünün lütfen. Gerçekten harika değil mi?
Son zamanlarda karşıma çıkan en güzel gerilla pazarlama örneği diyebilirim sizlere. Hayatının son baharını yaşayan bir hanım teyze, torunununun elinden alıp enerji içeceğini içiyor. Sonra sanki kanatlanmış gibi, torunun bisikletini kaptığı gibi bisikletinin önünü kaldırarak pedal çevirmeye başlıyor.
"Redbullllll, kanatlandırırrrrrrrr!" sloganı ile tekrar karşımızda.
Son zamanlarda karşıma çıkan en güzel gerilla pazarlama örneği diyebilirim sizlere. Hayatının son baharını yaşayan bir hanım teyze, torunununun elinden alıp enerji içeceğini içiyor. Sonra sanki kanatlanmış gibi, torunun bisikletini kaptığı gibi bisikletinin önünü kaldırarak pedal çevirmeye başlıyor.
"Redbullllll, kanatlandırırrrrrrrr!" sloganı ile tekrar karşımızda.
16 Aralık 2008 Salı
Memnun etme paradoksu...

İşte size zaten bildiğiniz bir şey. Herkesi memnun etmeye çalışın ve kimseyi memnun edemediğinizi görün. Bunu işimizle nasıl yapmak zorundayız? Herşey hayatta ki gibi. Bir ürünün bir çok özelliği olması demek,bazılarının kullanılamaz olduğu manasına gelir. Bir mutfakta bir çok aşçının olması kaasa sebep olur. Bir ürün hakkında çok fazla geçerli görüş,karmaşaya sebep olur,başında mükemmel olan bir fikir daha sonra niteliğini yitirebilir. Siz bunu zaten biliyorsunuz,çünkü siz oradaydınız,siz oradasınız,siz orada olacaksınız.
Yaptığınız işte çok iyi olduğunuzu düşünebilirsiniz, hatta bu işte gerçekten iyi ve yeterli olduğunuzu düşünebilirsiniz. Ancak özellikle hizmet sektöründe çalışıyorsanız, oturup bir düşünmeyi gerekiyor. Bu zamana kadar kaç kişiyi memnun ettiniz?
Bu size düşünüp bir sonuca varmanız için yardımcı olacaktır.
Yaptığınız işte çok iyi olduğunuzu düşünebilirsiniz, hatta bu işte gerçekten iyi ve yeterli olduğunuzu düşünebilirsiniz. Ancak özellikle hizmet sektöründe çalışıyorsanız, oturup bir düşünmeyi gerekiyor. Bu zamana kadar kaç kişiyi memnun ettiniz?
Bu size düşünüp bir sonuca varmanız için yardımcı olacaktır.
03 Aralık 2008 Çarşamba

Durgunluk zamanında bir yığın mal ile kalmak istemiyorsanız,insanlar bir şey almaya gittiği zaman insanlara farklı hikaye söyleyerek belki de elinizde ki malı paraya çevirebilirsiniz.
İyi vakitlerde,"Acaba şu evi fiyatı artmadan ya da birisi kapmadan ben alabilirmiyim?” diye merak ederiz ya da şöyle düşünürüz,” Benim zamanım oldukça değerli, sokağın altında ki stordan biraz pahalı ise sorun değil.” .Ancak işletmeler bütçe kapanmadan önce faturalamayı düşünür ya da patronu mutlu etmeyi.
Günümüz de, insanlar birbirlerine "Kelepir buldum" hikayesini söylüyor.Eğer kelepir değilse bekliyorlar. Siz her zaman kendi düşüncenizle bütün fiyatları azaltamazsınız. Bu planınızın çalışmamasının 2 sebebi var. Birincisi, uzun süre “özel pazarlık” hikayenizi anlatamazsınız,onun yerine “Başımız belada” yı anlatabilirsiniz. 2. olarak herkes düşük fiyattan alacak diye zorlayamazsınız, fazla para ödemekten rahatsız olmayanlar olabilir ve belkide bundan mutludur.
Önemli bir ayrım:Birisine “Eğer size indirim yaparsak,alıcak mısınız?” diye sorduğunuzda, cevab büyük bir olasıkla hayır olucaktır. Hayır,çünkü fiyat indirimi genellikle asla yeterli olmuyor ve ilgisiz birisini ilgili hale getirmiyor. Bu yüzden bütün personele şöyle bir yetki verin; eğer bir ürüne gerçekten ilgi duyan birisi olursa hangi ürün olursa olsun %10 indirm yapsınlar ve müşteriye ”Merak etmeyin. Bu üründen 20 dolar düşücem,eğer ayırmamı isterseniz.” diyebilsinler. Ya da müşterilere dağıtmak için personelinize bir yığın “İndirim kuponları" verin.Ancak belli bir tarihe kadar oldugunu ve el yazısı ile yazılması gerektiğini unutmayın.Hatta daha iyisi onlara indirimi kendileri belirlemeleri için fırsat verin. (x% e kadar, ve tabi ki onlar her zaman x yazıcaklar,hangisi iyiyse,çünkü hedeflediğiniz o.)
Bu sizin yapmak istediğiniz mi? Belki hayır. Tabi ki kesinlikle hayır. Ama belki de bu yapmak zorunda olduğunuzdur. Alternatifler ise müşteriler gelir ve sizi bir hiçle bırakır giderler.
İyi vakitlerde,"Acaba şu evi fiyatı artmadan ya da birisi kapmadan ben alabilirmiyim?” diye merak ederiz ya da şöyle düşünürüz,” Benim zamanım oldukça değerli, sokağın altında ki stordan biraz pahalı ise sorun değil.” .Ancak işletmeler bütçe kapanmadan önce faturalamayı düşünür ya da patronu mutlu etmeyi.
Günümüz de, insanlar birbirlerine "Kelepir buldum" hikayesini söylüyor.Eğer kelepir değilse bekliyorlar. Siz her zaman kendi düşüncenizle bütün fiyatları azaltamazsınız. Bu planınızın çalışmamasının 2 sebebi var. Birincisi, uzun süre “özel pazarlık” hikayenizi anlatamazsınız,onun yerine “Başımız belada” yı anlatabilirsiniz. 2. olarak herkes düşük fiyattan alacak diye zorlayamazsınız, fazla para ödemekten rahatsız olmayanlar olabilir ve belkide bundan mutludur.
Önemli bir ayrım:Birisine “Eğer size indirim yaparsak,alıcak mısınız?” diye sorduğunuzda, cevab büyük bir olasıkla hayır olucaktır. Hayır,çünkü fiyat indirimi genellikle asla yeterli olmuyor ve ilgisiz birisini ilgili hale getirmiyor. Bu yüzden bütün personele şöyle bir yetki verin; eğer bir ürüne gerçekten ilgi duyan birisi olursa hangi ürün olursa olsun %10 indirm yapsınlar ve müşteriye ”Merak etmeyin. Bu üründen 20 dolar düşücem,eğer ayırmamı isterseniz.” diyebilsinler. Ya da müşterilere dağıtmak için personelinize bir yığın “İndirim kuponları" verin.Ancak belli bir tarihe kadar oldugunu ve el yazısı ile yazılması gerektiğini unutmayın.Hatta daha iyisi onlara indirimi kendileri belirlemeleri için fırsat verin. (x% e kadar, ve tabi ki onlar her zaman x yazıcaklar,hangisi iyiyse,çünkü hedeflediğiniz o.)
Bu sizin yapmak istediğiniz mi? Belki hayır. Tabi ki kesinlikle hayır. Ama belki de bu yapmak zorunda olduğunuzdur. Alternatifler ise müşteriler gelir ve sizi bir hiçle bırakır giderler.
28 Kasım 2008 Cuma
Pazarlamanın kısa yolu: e-posta

Markaların tanıtımda kullandığı, müşteri memnuniyeti için vazgeçemediği e-posta yoluyla pazarlamanın risklerini göz ardı etmemek gerekiyor.
Elektronik posta hepimizin hayatını kolaylaştırıyor. Ama bazen posta kutumuzdaki mailler sinirlendirmiyor değil. Büyük bir kısmı şirketlerin müşterileriyle hatta muhtemek müşterileriyle bağlantıya geçmek, markalarını tanıtmak için gönderdikleri maillerden oluşuyor. Pazarlama stratejilerinden etkili yollardan biri de e-posta. Şirketlerin büyük bir kısmı için e-posta ile pazarlama, satışları ve müşteri memnuniyetini arttırmak için ideal. Öyle ki, kimi şirketler doğrudan pazarlama yapmanın getirilerine kısa sürede ulaşıyor.
Bu etkili yolu kullanmanın yolu, SPAM olarak algılanmamak. En iyi yöntem ise gönüllülerden oluşan bir liste oluşturmak. Tabii promosyon ve şirket bilgilerini içeren e-postaları sadece bunu talep eden kişilere yollamak da etkili bir yöntem. Diğer yandan web sitesine giren ziyaretçilerin tek bir klikle listeye üye olmasını sağlayarak,tanıtımlarda ve konferanslarda onların listeye katılmalarını önererek ve satış yaptıktan sonra da onlarla iletişimde kalarak gönüllü üyeler yaratılabilinir. E-posta ile pazarlamanın yararlarını bir kalemde sıralamak mümkün. Şöyle ki; maliyeti az,anlık,etkileşimli,müşterilerle iletişimi hemen yayar, yanlış e-posta adresi gibi durumları ,olumlu ve olumsuz yanıtları,web sayfaları ziyaretleri,satışlarda ki artışı izlemeyi kolaylaştırıyor.
Konumuz olan dezavantajlara gelirsek, öncelikle çok fazla e-posta alan müşteriler,posta kutularında iletilerine filtre uygulayabiliyor. Gönderiniz okunmadan silinebilir. Önemli olan alıcıları yakından ilgilendiren e-postaları göndermek. E-posta etkili bir pazarlama yöntemi ancak şirketin mail listesinden çıkmann kolay ve güvenli olması gerekiyor. Listeyi oluşturmak kadar alıcıların istedikleri anda listeden çıkması da kolay olabilmeli. Ne yazık ki, Türkiye'de bu sistem henüz sağlıklı çalışmıyor. Bu durum potansiyel müşterileri rahatsız edebiliyor.

Elektronik posta hepimizin hayatını kolaylaştırıyor. Ama bazen posta kutumuzdaki mailler sinirlendirmiyor değil. Büyük bir kısmı şirketlerin müşterileriyle hatta muhtemek müşterileriyle bağlantıya geçmek, markalarını tanıtmak için gönderdikleri maillerden oluşuyor. Pazarlama stratejilerinden etkili yollardan biri de e-posta. Şirketlerin büyük bir kısmı için e-posta ile pazarlama, satışları ve müşteri memnuniyetini arttırmak için ideal. Öyle ki, kimi şirketler doğrudan pazarlama yapmanın getirilerine kısa sürede ulaşıyor.
Bu etkili yolu kullanmanın yolu, SPAM olarak algılanmamak. En iyi yöntem ise gönüllülerden oluşan bir liste oluşturmak. Tabii promosyon ve şirket bilgilerini içeren e-postaları sadece bunu talep eden kişilere yollamak da etkili bir yöntem. Diğer yandan web sitesine giren ziyaretçilerin tek bir klikle listeye üye olmasını sağlayarak,tanıtımlarda ve konferanslarda onların listeye katılmalarını önererek ve satış yaptıktan sonra da onlarla iletişimde kalarak gönüllü üyeler yaratılabilinir. E-posta ile pazarlamanın yararlarını bir kalemde sıralamak mümkün. Şöyle ki; maliyeti az,anlık,etkileşimli,müşterilerle iletişimi hemen yayar, yanlış e-posta adresi gibi durumları ,olumlu ve olumsuz yanıtları,web sayfaları ziyaretleri,satışlarda ki artışı izlemeyi kolaylaştırıyor.
Konumuz olan dezavantajlara gelirsek, öncelikle çok fazla e-posta alan müşteriler,posta kutularında iletilerine filtre uygulayabiliyor. Gönderiniz okunmadan silinebilir. Önemli olan alıcıları yakından ilgilendiren e-postaları göndermek. E-posta etkili bir pazarlama yöntemi ancak şirketin mail listesinden çıkmann kolay ve güvenli olması gerekiyor. Listeyi oluşturmak kadar alıcıların istedikleri anda listeden çıkması da kolay olabilmeli. Ne yazık ki, Türkiye'de bu sistem henüz sağlıklı çalışmıyor. Bu durum potansiyel müşterileri rahatsız edebiliyor.

21 Kasım 2008 Cuma

Pazarlama alanında kendini geliştirmek isteyenlere sevindirici bir haberim var. Verdiği sertifika programları ile gençleri ve genç işadamlarını markaların önde gelen temsilcileri ile buluşturan Eğitişim Kariyer Enstitüsü
Bugüne kadar Google, Coca-Cola,Algida, Turkcell, Microsoft, Adidas, Vodafone gibi firmalardan 150’ye yakın pazarlama profesyonelinin konuşmacı olarak katıldığı program; katılımcılara pazarlama dünyasının içinde yaşama ve buradaki deneyimlerini iş yaşamlarına taşıma fırsatı sunuyor.
pazarlama eğitimlerine 22 Kasım tarihinde başlıyor.“ Satın alırken duygusal mı yoksa rasyonel mi karar veriyoruz ? Artık çoğu zaman duygusal.”
Daha önce ben de Being Marketing Genius programına katılmıştım.Programın önceki konuşmacılarından Aret Vartanyan (Vodafone Marka Yönetimi) Segmentasyon ve Konumlandırma konulu sunumunda, insanların alış-veriş yaparken mantıklı hareket etmekte artık zorlandığı ve duygusal davranarak seçim yaptığımızı belirtmiş ve güzel bir somut örnek vermişti. “Bir otomobili veya bir gömleği alırken artık ihtiyacımızı çözmek için almıyoruz, daha seksi ve havalı olmak için alıyoruz. Otomotiv üzerine konuşalım. Araba alacaksınız ve Skoda, Leon, Golf, A3 marka arabalar arasından seçiminizi yapacaksınız. Hepsi Wolksvagen aracı ve bu yüzden de güvenlik seviyesi ve performansları birbirlerine çok yakın. Hatta 30.000 dolarlık Skoda en donanımlı araç içlerinden. Ama biz ne yapıyoruz 45.000 dolarlık A3 alıyoruz. Neden? Çünkü daha havalı olacağız, daha fazla kendi egomuzu tatmin edeceğiz. İşte günümüzde bütün markalar müşterinin bu özelliğini çok iyi kullanıyor.”
Değişen dünya ve tüketici davranışları, ürünü farklılaştırma taktikleri ve yeni trendler üzerine pazarlama dahilerinin fikir üretmesine katkıda bulunan program; ürünlerini pazarda lider konuma getirmek isteyenler için benzersiz deneyim olma özelliğini sürdürüyor.
Stratejik Pazarlama Yönetimi,Segmentasyon ve Konumlandırma,360 Derece Pazarlama İletişimi,Interaktif Pazarlama Iletişimi,Marka Yönetimi,Müşteri Stratejisi,Müşteri Değeri Oluşturmak,Spor Pazarlaması,Gençlik Pazarlaması ve Eğlence Pazarlaması eğitimin konu başlıklarından.
13 Kasım 2008 Perşembe
Yeni trend: Toplantı Merkezleri

Günümüzde toplantı merkezleri yeni trendlerden sadece birisi. Ancak bu toplantı merkezleri trendinin daha iyi ve devamlı olması için geliştirilmesi lazım. Yani yeni fikirler gerekli.Sürekli yükselen bu trend için, ofis malzemeleri üreticisi Steelcase,ofisleri etkinliği arttıracak şekilde dizayn ederek,sadece toplantılar için değil, katılımcıların daha verimli çalışabileceği bir ortam oluşturma fikrinde.
Projeyi oluşturan Steecase ekibi, harika bir şekilde dizayn edilmiş, bir çok donanım ile desteklenmiş projelerine Workspring ismini verdiler. 5 tane çalışma salonununu olacağı toplantı merkezinde ergonomic koltuklar,doğal ışıklandırmalar ve hazır kağıtlar,kalemler, yapışkan notlar ve diğer ihtiyaçlar bulunuyor.
Işıklandırma aktiviteleri tümleyici olarak uyarlanmış, ve bütün stüdyolar Springboardlar veya üzerlerine yazı yazılabilen, hareket ettirilebilen duvarlar ile kaplanmış. Bu arada ortak alanlarda ise, kafe,oyun salonları,bir çok kaynağa ulaşabileceğiniz kütüphane, ilham veren kitaplar ve objeler, yazıcı ve fotokopi makinaları bulunuyor.
Son olarak ve belki de en ilgi çekici olan ise, Workspring sürekli gelişen bir hizmete ssahip. Yeni ürünleri hızlı bir şekilde piyasaya sürebiliyorlar. Ülkemizde bazı örneklerini görebildiğimiz bu eğlenceli ve motivasyonu artırıcı toplantı merkezleri şirket çalışanlarının verimini arttıracağı kesin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)